Erdoğan dün gece NTV’de Oğuz Haksever, Nermin Yurteri, Ruşen Çakır ve Banu Güven’in sorularını yanıtladı.
Erdoğan, Ruşen Çakır’ın, PKK ile gizli görüşmeler yapıldığı yolundaki iddiaları anımsatması üzerine, “Gizli pazarlıklar sürüyor mu, bilemeyiz. Devlete dört dörtlük nüfuz ettik, diyemeyiz” açıklamasını yaptı.
Devlete nüfuz etme anlamında Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri’nin siviller arasından atanmasının önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, MHP’yi kastederek Dörtyol’da bir uzman çavuşla bir siyasi parti yetkilisinin konuşmasının teknik takibe yakalandığını belirterek, “Burada bir güç yakalandı” dedi.
“Cumartesi Anneleri”nin istismar edildiği yolunda bilgiler aldığını, bu grup arasında yakınları faili meçhul cinayete kurban gitmemiş olanlar bulunduğunu anlatan Erdoğan, “Elinde bilgisi, belgesi olanlar da bize yardımcı olsun. Biz elimizden geleni yapmaya hazırız. Bizim dönemimizde faili meçhul cinayet yok gibidir” diye konuştu. Başbakan, Cumartesi Anneleri görüşmek isterse tavrının ne olacağının sorulması üzerine, “Seve seve görüşürüm” dedi.
Yeni anayasa için iki yöntem
Başbakan Erdoğan, yeni anayasa için nasıl bir hazırlık yapıldığı sorulunca bu konuda iki yöntem izlenebileceğini vurguladı. Yöntemlerden birinin 2011 seçimlerinden sonra iktidara gelecek partinin yapacağı çağrıya parlamentoda grubu bulunan ve bulunmayan partiler ile sivil toplum kuruluşlarının katılması olduğunu açıklayan Erdoğan, diğer yöntemin de TBMM Başkanı’nın yapacağı “yeni anayasa” çağrısına katılım olacağını vurguladı.
’Mali kuralda oranlar konusunda bir sıkıntı var’
Erdoğan, vergi ve SGK pirimlerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümetin vaatlerinin mali disiplinden uzaklaşıldığı yorumlarına yol açtığının hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:
“Vergi ve sigorta konuları TESK’in (Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu) talebiydi, bizim gündeme getirdiğimiz bir konu değil. Esnaf bu konudaki borçlarını 36 aylık bir yapılandırmaya gidilirse ödeme imkânı bulabilir denildi. Ben de bakanlarıma talimat verdim, böyle bir çalışma yapılmasını istedim. Referandumdan önce veya sonra sonuçlanacak, ama böyle bir çalışma yapılıyor.”
’Mali kural ile kendi içimizde bir IMF, şu anda dursun’
’Mali kural konusunda, oranlar noktasında bir sıkıntı var. Biz IMF’den sıyrıldık. IMF’den sıyrılmışken kendi içimizde bir IMF kurmaya gerek yok. Biz mali disiplinden zaten taviz vermedik. Bunu IMF istedi diye yapmadık, kendimiz istediğimiz için yaptık. Bizim borçların ödenmesinde sıkıntımız yok ki. Mali kural yasalarla niye dayatılsın? Şu anda dursun, sonra bakarız.”
Mali kural konusunda Babacan’la görüş ayrılığını teyit etti
Erdoğan, hükümetin mali kural taahhüdünden vazgeçmesi üzerine rahatsızlık duyan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile bir görüş ayrılığına düşüldüğü yorumlarını reddetmedi. “Babacan ile görüş ayrılığınız oldu mu” sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi:
“Görüş ayrılığı olabilir, her zaman görüş ayrılığı olabilir. Ama sonunda Başbakan bir karara varır. Bakanlar Kurulu’nda bütün arkadaşlarımın görüşünü alırım, nihayetinde bir karara varırız. Prensibim budur.”
’Faizi düşürmemiz lazım’
Başbakan Erdoğan, faizlerin düşürülmesi gerektiğini belirtirken şunları söyledi:
“Şu anda üzerinde durulması gereken en önemli konu faizdir. Faizi daha da düşürmemiz lazım. ABD’de 0.25, İsrail’de sıfır, bizde yüzde 6’lardan bahsediyoruz. Faizi düşürürsek girdi maliyetleri ve enflasyon da düşecektir. Faiz bir sebeptir, enflasyon bir neticedir. Ekonomiyi canlandırmak için durumu yeniden keşfetmeye lüzum yok. TİM Başkanı ile de bugün görüştüm, onlar da kurdan yakınıyor. Ama olay geliyor faize dayanıyor.”
’Bedelli askerlik gündemimizde yok’
Erdoğan, NTV Haber Koordinatörü Nermin Yurteri’nin bedelli askerlik konusundaki planlarının ne olduğu sorusu üzerine, “Bedelli askerlikte şu anda bir çalışma yok. Bu konuda beklentiyi artırmamak gerekir. Şu anda gündemimizde böyle bir konu yok. Olursa, bir hazırlık yaparsak söyleriz” dedi.
’Dink cinayetiyle ilgili yapılması gerekenleri yaptım’
Başbakan Erdoğan, Banu Güven’in Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak AİHM’ye gönderilen savunmayı anımsatarak yönelttiği soru üzerine, şunları söyledi:
Bir Başbakan olarak konuyla ilgili atılması gereken bütün adımları attım. Cinayetin failleri 32 saatte yakalandı. Dink’in ailesini evinde ziyaret ettim, onlar Başbakanlığa geldiler. Başbakanlık Teftiş Kurulu’nu harekete geçirdim. Beni ilgilendiren durum budur, yapmam gereken budur, konuyu takip ediyorum.”
İşçi ve memura aynı statü: Çalışan
Erdoğan, Yunanistan ve birçok AB ülkesinde kamu çalışanlarının grev hakkı olduğu anımsatılınca, “Avrupa’da işçi-memur” ayrımı bulunmadığını belirterek, bu konuda şu görüşleri dile getirdi:
“Bizde bir taraftan işçiyle pazarlıktasın, o bitiyor memurla pazarlık başlıyor. Bütün yıl pazarlıkla geçiyor. Bu arada adaletsizlikler de oluyor. İşçi çalışırken yüksek ücret alıyor, emeklilikte düşük aylık alıyor. Memur ise çalışırken düşük maaş, emeklilikte yüksek aylık alıyor. Sonra ikisi de birbirini şikâyet ediyor. Ben belediye başkanıyken genel sekreterim bana ’Şoförüm benden yüksek ücret alıyor’ derdi. ’Birleştirelim’ diyorum. O zaman grev hakkı olunca, işverinin de lokavt hakkı olacak. Ama lokavt istemiyorlar. Grev hakkı olacaksa lokavt da olacak. Burada en büyük olay şu ’çalışanlar’ olayıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine aykırı uygulama olamayacağına göre ’çalışanlar’ işini başarırsak iyi olacaktır.”
’Kılıçdaroğlu’nun annesi konusunda Gökçek yanlış yapmış’
Erdoğan, Kürt sorununa çözüm için Kürtlerden ikinci eş öneren Rize Belediye Başkanı konusunda AKP Disiplin Kurulu’nun “ihraç” veya “geçici ihraç” dahil, vereceği karara uyacaklarını söyledi.
Başbakan, Ruşen Çakır’ın, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek Kemal Kılıçdaroğlu’nun annesinin kökeni üzerine çıkış yaptı. Ben bir vatandaş olarak bundan rahatsız oldum. Ama sizden de bir şey duymadım. Nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna, kızarak, “Aynı şeyi Kılıçdaroğlu’na neden sormuyorsunuz” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun benzer bir çıkışı mı olduğu sorusuna somut yanıt vermeyen Erdoğan, şunları söyledi:
“Bunların hiçbirir tasvip edilir yanı yok. Bu konudan haberim yok, tek tek televizyonları izlemiyorum. Bunu bir gazeteci yapmış olabilir, ama Melih Bey yapmışsa yapmaması gerekir.”
’Gömleklerim Bisse ve Ramsey’den’
Başbakan Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun da kendi gömlekçisiyle anlaştığı haberleri anımsatılınca, “Nereden giyiyormuş, Etro’dan mı” diye takıldı. Başbakan, “Çok merak ediyorsanız söyleyeyim” diyerek hediye gelenler dışında kullandığı gömleklerin Bisse ve Ramsey markasını taşıdığını söyledi.
’Kılıçdaroğlu ile televizyona çıkmam’
Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun kameralar önünde tartışma çağrısını bir kez daha reddederken “Kendisi benim gözümde kredisini şimdiden kaybetmiş bir genel başkandır. Adap çizgisini zorlayan, bazen de aşan bir genel başkanla tartışma programına çıkmam” dedi.
’Bono’nun I Pod’unu Sümeyye’ye verdim’
Erdoğan soru üzerine, U 2’nun solisti Bono’nun Dolmabahçe’de kendisine armağan ettiği I Pod’u küçük kızı Sümeyye’ye hediye ettiğini belirtirken, Atatürk Stadı’ndaki konserde Devlet Bakanı Egemen Bağış’ı yuhlayanların ayıp ettiklerini söyledi. Erdoğan, şunları söyledi:
“Yıllardır Türkiye’ye gelmeyen, insan hakları konusunda önemli bir sanatçı. Konserde Türkiye’ye gelmesinde önemli rolü olan Egemen Bağış Bey’e teşekkür ediyor. Bu anda gençler yuhlama çekiyorlar. Bu anlayışı neyle izah edeceksiniz? Grubu Türkiye’ye getiren bakanı yuhluyorsunuz, bunun izahı olabilir mi? O bakanım da ’Anlamak mümkün değil’ diyor. O bakanı yuhlayamazsın, buna hakkın yok...”
Erdoğan, programın sonunda sel felaketinin vurduğu Pakistan’a yardım konusunda bir kez daha çağrıda bulundu.
Erdoğan’ın diğer konulardaki açıklamalarıda şöyle:
’Her şeyi kontrol edemiyoruz’
(Gizli pazarlık iddiası) Biz herşeyi dört dörtlük kontrol ediyoruz diyemeyiz. Bugün 7.5 yıl öncesine daha iyi yerdeyiz.
Faili meçhuller
Bizim dönemimizde faili meçhul yok noktasındadır. Önceki faili meçhul noktasında da çok açığız. Kayıplar konusunda elinde belgesi olanlar bize yardımcı olabilir. Faili meçhuller konusunda çalışma yürütüyoruz.
Cumartesi Anneleri’ni istismar edenler var. Cumartesi Anneleri’yle seve seve görüşüm.
’Mali kural durabilir’
(Mali kural) Oranlar noktasında bir sıkıntı var. Biz IMF’den sıyrıldık. Kendi içimizeden bir IMF’nin anlamı yok. Mali disiplinden taviz vermedik. Mali kural şimdilik durabilir. Bu konuda görüş ayrılığı olabilir.
İşsizlikte de geriliyoruz. Yüzde 11’den daha düşeceğiz. Faizi düşürmemiz lazım.
(Bedelli askerlik) Bu konuda herhangi bir çalışma yok. Beklentiyi artırmamak gerekir. Bu konu üzerinde konuşmayı gereksiz buluyorum.Gündemimizde böyle bir konu yok.
’Ben gerekeni yaptim’
(Hrant Dink suikasti) Bir başbakan olarak atılması gereken adımları attık. 32 saatte olayın faillerini yakalayarak yargıya teslim ettik. Olay yargıdadır. Başbakanlık Teftiş Kurulu’na talimat verdim. Yapmam gerekeni yaptım, işin takipçisiyim.
(Kuma öneren başkan) Rize Belediye Başkanı bizim disiplin kurulumuzda. Kurul ne karar verirse biz de uygulamayı yaparız.
(Gökçek’in sözleri) Aynı şeyi söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu için niye söylemiyorsunuz? Bunların tasvip edilir yanı yok. Melih Bey söylemişse yanlış söylemiştir.
(Gömlek polemiği) Nereden giyiyormuş, Etro mu? Çok merak ediyorsanız Bisse, Ramsey’den gömlek alırım. Arada sırada arkadaşlarımızın hediyeleri oluyor.
(Düello çağrısı) Kemal Kılıçdaroğlu adap çizgilerini zorluyor, programa çıkmam mümkün değil.
(Bono’nın ı-Pod’u) Bono’nun hediye ettiği ı-Pod’u küçük kızım Sümeyye’ye hediye ettim.
Konserde Bono Egemen Bağış’a teşekkür ederken yuhladılar. Sizin için bakanlar devreye girecek. Bunun izahı olabilir mi? Bağış ’Anlamak mümkün değil’ dedi. Ciddi bir erozyon yaşıyoruz."
Erdoğan, programın sonunda sel felaketinin vurduğu Pakistan’a yardım konusunda bir kez daha çağrıda bulundu.
...Yani, şu an Silivride bulunan ve neden cezaevinde olduklarını bile bilmeyen kişiler daha uzun zaman içerideler?
...Yani Hayır diyen Darbeci oluyorsa, ben koyu bir HAYIR cıyım! Adım yukarıda yazılı!